A A
RSS

“Ben gerektiği yerde, gerektiği kadar görünmeyi severim. Çok fazla ekranda görünmekle uğraşmak, insanı asıl işini yapmaktan alıkoyar…”

Cum, Haz 25, 2010

Röportaj

Yaşar’la yeni albümünü konuştuk… İşte Türkiye’nin romantik prensinden yeni albümünün hikayesi…

Öncelikle Yeni albümünüz ‘’Eski Yazlar’’hayırlı olsun. Yeni albüm öncesinde uzun zaman Yaşar’ı ekranlarda göremedik.Bu süreçte neler yaptınız?
Ben gerektiği yerde, gerektiği kadar görünmeyi severim. Çok fazla ekranda görünmekle uğraşmak, insanı asıl işini yapmaktan alıkoyar. 15 senedir bu piyasadayım ve çok çalışarak elde ettiğim bir kariyerim var. Bunu sağlamlaştırmak için uğraşıyorum. Çok huzurlu bir  dönem yaşıyorum, gençlik deliliği, kariyer telaşı falan taşımıyorum. Eşimle dostumla zaman geçirmeyi ihmal etmiyorum. Çok fazla okuyorum ve cennetin bir kütüphane olduğunu hayal ediyorum. Her gün düzenli spor yapıyorum.

Peki, bu Yaşar’ın kaçıncı albümü?
8. albüm bu.


Albümünüzde hangi isimlerle çalıştınız?
Yapımcım Bülent Seyhan, albüm de Seyhan Müzik etiketiyle çıktı. Erekli-Tunç Stüdyosunda yaptık kayıtlarımızı. Bu albümde, ilk iki albümümde de birlikte çalıştığım Sarp Özdemiroğlu ile çalıştım. Tüm şarkıların aranjesini ve mixlerini O yaptı. Babası Atilla Özdemiroğlu’nun da katkısı vardır. Toplayıver Beni şarkısının senfonik versiyonundaki yaylı düzenlemelerinde imzası vardır, ayrıca flüt, keman, viola da çaldı. Albümde 2 tane Alper Arundar, 1 tane Ömer Bayramoğlu şarkısı, bir de Ömer’le benim ortak bir şarkımız var.

Bu albümdeki müzikal altyapılar nasıl?
Sarp Özdemiroğlu’nun aklına 1960’lı yıllardaki soundlar geldi. O yıllar dijitalden uzak, analog ve etli gözüktü gözüme. Beach Boys’un sound’unu düşündük. O zamanki davulların ve basların örneklerini kullandık. Müzikal bakımdan Amy Winehaus’a yakın bir çalışma yaptık. Bir ayağı mazide bir ayağı gelecekte bir albüm oldu.

Albüme gelen ilk tepkiler nasıldı?
İlk üç albümüm sound, repertuvar ve sözler açısından en çok sevilen albümlerindendir. ‘Eski Yazlar’ için de ‘O ilk üç albümdeki havayı tekrar yakalamışsın’ dediler ve bu çalışma dördüncü albümüm gibi algılandı. Benim için en sevindirici kısım o oldu. Çünkü ben de öyle hissederek yapmıştım.

Yaptığınız şarkılardan yola çıkarak romantik prens tadında bir tarzınız var.
Gerçi yaş itibariyle prenslik biraz gitti galiba. Yaşlı prens oldum (gülüyor…) Yaptığım şarkılar insanların romantik tarafına dokununca, aşk ve umut şarkıları olunca bu yakıştırıldı. Ben de bu duruma sempatiyle yaklaşıyorum.

Romantik şarkıların dışında daha farklı bir tarzla dinleyicilerin karşısına çıkmayı düşündünüz mü hiç?
Düşünmüyorum. Dinleyicilerim beni bu tarzımla kabul ettiler ve ondan sonra hep öyle şeyler istediler. Farklı bir şeyler denemeye başlayınca tepki gösterdiler. Ben de romantik şarkıları çok iyi söylediğimi gördüm. Zaten şarkı güzelse her nesil güzel oluyor.

Sizi reklamlarda görünce açıkçası şaşırdım. Reklamda oynama fikri nerden geldi?
Firma yetkilileri böyle bir teklifte bulundu, ben de kabul ettim. ‘’Akdeniz Akşamları’’ şarkısını kullanmamız da güzel oldu. Bu, gitara başlayan herkesin ilk çaldığı şarkılardan biridir. O bakımdan akılda kalıcı ve kolay bir şarkı. Twitter’da bu reklam filmiyle ilgili bir sürü twit yazıldı. Bu da sloganın tuttuğunun ve iyi bir reklam olduğunun göstergesidir.

Reklamdan sonra dizi ya da film teklifi aldınız mı? Oyunculuk hakkında ne düşünüyorsunuz?

Dizi olayından uzak duruyorum ama sinema filmi kalıcı bir olay. Hayatta en çok istediğim şeylerden biri Cem Yılmaz, Yılmaz Erdoğan ve Mustafa Altıoklar’ın filminde rol almaktır. Hiç bir şey olmasa bile filmlerinin müziklerini yapmak, seslendirmek isterim. Onların filmlerinin kalıcı olacaklarını görüyorum ve kalıcı şeylerin içinde olmak hoşuma gidiyor.

Müzik dışında neler yaparsınız?
Sabahları güne sporla başlıyorum. Hemen hemen her gün hocam eşliğinde spor yapıyorum. Bol miktarda kitap okuyorum ve film izliyorum. Ailemi ve yakın arkadaşlarımı ihmal etmemeye çalışıyorum, onlarla vakit geçiriyorum. Birkaç günlük boşluk bulursam da seyahat etmeyi tercih ediyorum. Değişik yerler görmeyi ve buralarda fotoğraf çekmeyi çok seviyorum.

Peki yaşar kimleri dinlemekten hoşlanır?
Eric Clapton, Pink Floyd, Scorpions dinliyorum. Türkçe müzik pek dinlemiyorum. Yenilerden rock’çı tayfayı takip ediyorum. Sözsel anlamda güncel olmayan bir tavırları olduğunu düşünüyorum. Onlar bana daha yakın geliyor. Her ne kadar benim yaptığıma popüler müzik dense de onların yaptığı bana daha yakındır. Özellikle takip ettiğim iki isim; Teoman ve Feridun Düzağaç.

Kendi albümlerinizi dinlediğiniz oluyor mu? Kendinizi dinlerken ne hissediyosunuz?
Albüm aşamasında defalarca dinliyorum fakat albüm bittikten sonra hiç dinlemem. Hatta gittiğim bir restoran veya cafede çalıyorsa değiştirmelerini rica ederim.

Etiler’e çok sık gelir misiniz? En çok hangi mekanları tercih ediyorsunuz?
Eskiden Etiler’de yaşıyordum, sevdiğim bir yerdi ama şimdi Anadolu yakasına taşındım, işim olmadığı zaman karşıya geçmiyorum.

Bu güzel sohbet için çok teşekkür ederiz… Etilife okurlarına iletmek istediğiniz bir şey var mı?
Hepinizi sevgiyle kucaklıyor, hayatınızın müzik dolu olmasını diliyorum…

Yorumunuzu Ekleyin