A A
RSS

Çocuklar ve Tatil…

Cum, Haz 25, 2010

N. Linda Fraim

Okullar kapandı. Çocuklarımız karnelerini aldı. Kimi öğrenci karnesindeki başarılı notlar nedeniyle çok mutlu ve keyifliyken kimi öğrenci de istediği başarıyı elde edemediği için üzgün. Fakat iyi karne, orta karne ya da kötü karne fark etmiyor… Sonuç olarak her halükarda yaz tatili başlamış oldu. Tabii yaz tatilinin başlaması ile birlikte kimi çocuklar aileleriyle birlikte tatile giderken, kimi çocuğumuz da akşama kadar bilgisayar başında oturup oyun oynayacaklar. Evet, dinlenmek ve eğlenmek en doğal hakları ancak bunun da bir ölçüsü olmalı.

Tatilin anlamı her çocuk için değişken olmakla birlikte, genellikle tatil sırasında çocukların okulda öğrendikleri bilgilerini tazelerken görmek ne yazık ki mümkün değil. Tabii bu biraz da ailelerin tutumu, ilgisi ve imkanlarıyla da sınırlı. Aslında herkesin “tatil” ideali değişken. Kimi çocuk için tatil akşama kadar top peşinde koşuşturmaktan ibaretken kimi çocuk için de akşama kadar havuzda/denizde zıplayıp oynamaktır. Fakat bütün bu eğlenceler, dinlenmeler ve deşarj olmaların arasında kaybolan önemli detaylar var: kitap okumak, ders bilgilerini tazelemek ve yabancı dil alıştırmaları yapmakla yabancı dildeki kitapları okumak.

Diyeceksiniz ki “ya bu çocuklar zaten yıl içerisinde deli gibi koşuşturuyorlar ve bıkkın bir halde tatile giriyorlar, bırak da tatil yapsınlar”… Böyle bir düşünceniz varsa tabii ki sonuna kadar haklısınız ve de bende katılıyorum AMA ne yazık ki çocuklarımız öğretilenleri ezberlediklerinden dolayı eğitim yılı başladığında Eylül’de, birçok şeyi hatırlamakta zorlanıyorlar. Bunun da sebeplerinden bir tanesi safi ezbere odaklanan eğitim sistemimiz. Yanlış anlamayın… akşama kadar çocuklarınızın ensesine yapışıp ders çalıştırın diye bir şey ASLA demiyorum. Ancak, ayda 2-3 kitap okumaları ya da her gün yabancı dil bilgilerini tazelemeleri için 1 saat yabancı bir televizyon kanalını seyretmeleri ya da alınan kitaplardan bazılarının öğrendikleri yabancı dilde olması gibi zorlamayan, sıkmayan ve zevkli sayılabilecek opsiyonlarla desteklenmesinden bahsediyorum.

Bu arada çok önemli bir olaya değinmek istiyorum… Çocuklarımızın büyük çoğunluğu, özellikle erkek çocuklarımız, dışarıya çıkıp dışarıda oynamak yerine bilgisayar oyunlarını oynamayı tercih ediyorlar. Tabii ki oynasınlar ama buna bir sınır getirilmeli. Her gün 6-7 saat bilgisayar başında oturmasının hem gelişimsel anlamda, hem de sosyal anlamda zararları söz konusudur. Bu zararları her yerde okuyoruz ve de özellikle şiddet içeren oyunların yan etkilerinden bazıları da malum agresif davranışlar, oyundaki karakterleri yenmek için geliştirilen aşırı hırs ve de karakterlerin davranışlarını modellemek olarak sayabiliriz. Bunları en aza indirgemek tabii ebeveyn olarak sizin elinizde. Çocuğunuza oyun oynatmayın demiyorum, tabii ki oynayacaklar ANCAK ne tür oyundan tutun da ne kadar süreyle oyun oynadıklarını kontrol etmek de ebeveyn olarak sizin elinizde.

Aslında yaz aylarında çocuklar için benim idealim, çocukların gelişimleri ile ilgili olarak, yaz kampların oluşturulması olmuştur. İki haftalık sürelerle çeşitli etaplar şeklinde çocukların doğal ortamda hem doğayı tanımaları, hem yaşamsal becerileri geliştirmeleri, hem paylaşımı öğrenmeleri, hem sosyal açıdan gelişebilecekleri hem de kendilerini daha iyi tanıyabilecekleri ve de yerel Belediyelerimizin desteklediği yaz kamplarının sürekli olarak çocuklarımıza yönelik faaliyetlerin olmasıdır. Gerçi var bu tür kamplar ama biraz yetersiz kalıyor sanki, ya da bana öyle geliyor.

Peki, var sayın ki kamp fikri olmadı… Bu önereceklerim tabii biraz da maddi imkanlarınızla orantılı.  Binicilik kursları, okçuluk kursları, yoga, fotoğrafçılık kursları, çocukları mutfakla tanıştıran kurslar, spor okulları, eskrim kursları, dağcılık kursları, satranç okulları, bilim merkezleri, özel doğa kampları, macera akademileri ve benzeri bir sürü yapılabilecek eğitici öğretici faaliyetleri olan yerler var. İnternet taraması yaparsanız bunları bulabilirsiniz.
Bütün bunları niye önerme ihtiyacı hissettim? Sebebi çok basit. Ben işim nedeniyle günümün büyük bir çoğunluğunu bilgisayar başında geçiren birisi olarak, ne kadar çok değer vaktin harcandığını biliyorum ve de inanın ki bu işim olmasaydı kendimi trekking’den tutun da bu yeni açılan dev akvaryumda köpek balıklarıyla dalmaya kadar birçok aktivite yapacağım. Malum yaz geldi… Tadını çıkartmak lazım. Yorucu bir yıl geride kaldı.

Hadi ben fazla şanslı değilim bu konuda – ben kaçsam bile iş peşimden geliyor bir şekilde AMA çocuklarımız için aynı şey geçerli değil. İmkanlarınız doğrultusunda mümkün mertebe az vakit geçirsinler bilgisayar başında ve çocukluklarının tadını çıkartsınlar…
Herkese iyi tatiller, iyi yazlar.

Sevgiyle kalın.

Yorumunuzu Ekleyin